Kapat
klasik koşullanma
Genel Psikoloji 306 11

Klasik koşullanma

KLASiK KOŞULLANMA

Klasik koşullanma bu adı, deneysel olarak incelenen ilk koşullama türü olduğu için almıştır. Bu koşullama türü, tıbba, fizyolojiye ve psikolojiye önemli katkıları olan Rus fizyoloğu lvan P. Pavlovun öncü çalışmaları sayesinde “klasik” olmuştur. Pavlov 1904’te sindirimin fizyolojisiyle ilgili çalışmaları için Nobel ödülü almıştır. Kendisini koşullanmayla ilgili deneylere yönelten çalışmalar da bu çalışmalar olmuştur.

salgı koşullanması

Salgı koşullanması

Salya Koşullanması

Yiyeceğin sindiriminde salyanın rolünü inceleyen Pavlov, çoğu bilimcilerin başına gelen bir olayla karşılaşmıştır: İşini güçleştiren bir şey vardır. Deney hayvanı olarak kullandığı köpeklerde salya salgılanması yiyecek ağza konmadan önce başlamaktadır. Normal tepkisel davranım, salgılanmanın yiyecek ağza konduktan sonra başlamasıdır. Oysa Pavlov, köpeğin standart deney ortamına getirilmesinin bile salgılamanın başlamasına yettiğini görmüştür. Böylece, bir tür öğrenmenin yer aldığını fark eden araştırmacı, bu olaya sistematik olarak incelemeye karar vermiştir.(Pavlov, 1927,1960)

 

pavlov deney aygıtı

Pavlov Deney Aygıtı

Pavlov salgı deneyi

Pavlov köpekte salya salgılanmasını ölçebilmek için bir ameliyat tekniği ve bir aygıt geliştirmiştir.  Ameliyat, salyanın ağızdan dışarıya akmasını sağlamaktadır. Bu işlemden sonra, ağızdan gelen salya damlaları önce bir kapta toplanmakta, sonra da bir tüpten aşağı akmaya başlamaktadır. Böylece salya tüpteki havayı itmekte, hava da termometreye benzeyen bir aracın içindeki renkli sıvıyı itmektedir. Bu sistem sayesinde Pavlov, her salgılamada salya miktarını dakik olarak ölçme olanağı bulmuştur.

Deneyin koşullama bölümü için Pavlov, köpeği, tek yönlü saydam pencereli ve ses geçirmez küçük bir odacığa koymuş; böylelikle kendisi köpeği rahatlıkla gözlerken, onun kendisini seyrederek dikkatinin dağlmasını önlemiştir. Ayrıca ayıta, istendiği zaman köpeğin erişme alan içine uzatılabilen bir kap monte edilmiştir. Yiyecek sunmak için diğer bir yol olarak da köpeğin ağzına yiyecek tozu püskürtme yolu kullanılmıştır. Bunlara ek olarak, istendiği zaman köpeğe, zil, çıngırak ya da metronom seslerinin sunulmasını sağlayacak bir düzenek de hazırlanmıştır.

Deneyin Yürütülüşü

Zil, çıngırak ya da metronom seslerinden birinin, araya kısa bir süre konarak yiyecekle biçiminde eşleştirilmesi olmuştur. Örnegin, Pavlov önce çıngırağı çalıp birkaç saniye sonra da yiyeceği vermiştir. Bir yandan bu eşleştirme tekrarlanırken bir yandan da köpeğin çıngırak sesine karşı salgıladığı salya miktarı ölçülmüştür.

Deneyin Sonucu

Koşullamadan önceki herhangi bir tepkisel davranıma koşulsuz davranım (unconditioned response: UR) denir. Pavlov’un deneyinde, daha koşullanmadan önce bile, köpeğin ağzına konan yiyecek salya salgılama davranımına (UR) neden olmuştur. Bu davranma neden olan uyarıcıya koşulsuz uyarıcı (unconditioned stimulus: US) adı verilir. Bizim örneğimizde bu, yiyecektir. Son olarak da, davranımı koşullanma da kullanılan uyarıcıya, deneyin başlarında koşullanma uyarıcı (conditioning stimulus), daha sonralar, yani koşullama ilerledikten sonra ise koşulu uyarıcı (conditioned stimulus) denir. Her iki durumda da bu uyarıcı CS sembolüyle gösterilir. Bizim örneğimizde bu rolü oynayan uyarıcı çıngıraktır.

Klasik koşullanma olayı anlatılırken örnek olarak salya koşullamasının seçilmesi, bu olayın her günkü hayatta çok önemi bir rol oynamasından değil, önemli koşullanmaların nasıl meydana geldiğine bir örnek oluşturmasındandır.  Aslında çoğumuz bu tür koşullanmaya maruz kalmışızdır. Günümüzde artık, eski büyük Amerikan çiftliklerinde olduğu gibi, çalışanlarda masaya koşuşma ve ağzımızı sulanması davranımlarına yol açan büyük kampanalar çalınmıyor ama, modern hayatta da yiyeceğin kokusu, yemekten söz edilmesi, hatta yemeğin düşünülmesi bile ağzımızı sulandırmaya yetiyor.

Korku Koşullanması

Diğer bir tür koşullanma, korku koşullanması (fear conditioning), gündelik hayatta daha önemli bir rol oynar. Çoğunuz korku koşullanması türünde deneyimler geçirmişizdir; bu deneyim ve korkular çevreye yaptığımız uyum (veya uyumsuzluğun) temelini oluşturmuştur. İnsanlarda korku koşullanması psikolojide çok ünlü bir örneği, Albert adlı 11 aylık bir erkek çocuğun vakasıdır. (Watson ve Rayner,1920)

 

  • korku koşullanması

    Küçük Albert
    Korku Deneyi

    Albert DENEYİ

  • Deneyin başlangıcında Albert’in hayvanlardan korkusu yoktur. Kendisine beyaz bir tavşan sunulduğunda sevinç gösterilerinde bulunmuş ve hayvandan uzaklaşmak için hiçbir çaba göstermemiştir.  Ancak daha sonra kendisine beyaz bir rad gösterilirken çok şiddetli bir gürültü duyması sağlanmıştır. Şiddet gürültüler genellikle çocuklar için, hatta hepimiz için, korku uyandarıcı uyarıcılardır (us). Ses Albert’in geriye doğru çekilmesine neden olmuştur. Beyaz ratın (cs) gösterilip hemen arkasından şiddetli bir gürültünün (us) verilmesi işlemi, birçok kez tekrar edilmiştir. Daha sonra, önceleri korku uyandırmamış olan beyaz tavşan Alber’te yeniden gösterilince, bu kez tavşanın sadece görünümünden bile korkan Albert ondan uzaklaşmaya çabalamıştır. Hatta bu korku diğer tüylü beyaz nesnelere, örneğin bir insanın yüzündeki beyaz sakala karşı da gösterilmeye başlamıştır. Rattan tavşana ve diğer tüylü beyaz nesnelere bu geçiş, bir sonraki altbölümde ele alınacak olan uyarıcı genellemesi (stimulus generalization) olayını göstermektedir.

Şu halde, korkuyu koşullamak için gerekli olan şey nötr bir uyarıcıyı (CS), doğal ya da koşulsuz bir korku uyarıcısıyla (US) eşleşmektir. Korku koşullanmasının önemli bir özelliği çok çabuk, adete bir anda oluşmasıdır.  Salya koşullanmasının oluşması için birçok tekrar gerekir, oysa korku koşullanması bir kaç tekrarda oluşur.

İnsanlarda korku yalnızca bir tekrar gerektirebilir. Boğulma tehlikesi geçiren insanın suya karşı çok şiddetli bir korku geliştirmesi sık sık görülen bir olaydır.

  • Örneğin The Locomotive God (Leonard, 1927) adlı kitapta şöyle bir vaka anlatılmaktadır: Evinden birkaç sokak uzakta dolaşırken tren raylarına çok yaklaşan bir çocuk, geçen bir trenin çıkardığı buharla haşlanmıştır. Yıllar sonra, bir profesör ve ozan olan bu aydın kişi hala evinden ya da evinin yakın çevresinden uzaklaşması gerektiğinde çok şiddetli bir korku göstermektedir.
genelleme

Uyarıcı Genellemesi

Uyarıcı Genellemesi

Pavlov bir köpeği çıngırak sesi duyunca salya salgılamaya koşullandığında, hayvanın, zil sesi ya da metronom tıkırtısı duyduğu zaman da (daha az miktarda da olsa) salya salgıladığını keşfetmiştir. Yani koşullu davranım asıl CS den diğer benzer uyarıcılara genellenmiştir. Aynı şekilde, tek ve belirli bir nesneye koşullanan bebek de bütün tüylü beyaz nesnelere karşı korku tepkisi göstermiştir.

Çok iyi kontrol edilmiş laboratuar deneylerinin dışınnda iki ortam hemen hiçbir zaman birbirinin aynı olmaz. Ama biz yine de bir durumdan diğerine devamlı genelleme yaparız. Zaten bu tür genellemeler olmasaydı, öğrenme pek işe yaramazdı. Öğrendiğimiz bir şey tıpatap benzer bir durum ortaya çıkmadıkça uygulanamaz, bizim de aynı şeyleri tekrar tekrar öğrenmemiz gerekirdi. Neyse ki genelleme, öğrenilmiş bir davranımın çok çeşitli durumlarda işe yaramasını sağlamaktadır.

Laboratuvarlardaki hayvanların öğrenme yaşantıları hemen hemen sadece bizim kendileri için planladıklarımızla sınırlıdır. Bunun dışında, oldukça rahat olmasına karşın genellikle tatsız bir hayat geçirirler. Yaşadıkları kutularda kendilerine yiyecek, içecek, arada sırada da oynayabilecekleri ilginç bir şey sağlanır. Ama insanlar için durum böyle değildir. Çocukluktan başlayarak insanlar pek çok öğrenme olanağı ile karşılaşırlar. Gerek doğa gerek diğer insanlar onlara her günün hemen hemen her saatinde bir şeyler öğretirler. Yani insanlar, hayvanlar gibi bir iki alışkanlık öğrenmekle kalmazlar, yüzlerce hatta binlercesini öğrenirler. Bu öğrenme durumlarından bazıları diğerlerine benzer; işte bu gibi durumlarda insanın bir durumda öğrendiği diğer durumlara aktarılır (transfer).

Tutumlar

Tutumların Koşullanması

Tutumların Koşullanması

Hepsi değilse bile çoğu tutumlar (attitudes) basit koşullanmalarla oluşurlar. Nahoş bir durumda bulunursak, bu durumun uyandırdığı olumsuz duygular o duruma ilişkin uyarıcılar için koşullu davranım haline gelir. Yoksulluğun acısını yaşamış bir kimse, yoksulluk işareti sayılabilecek uyarıcılar için olumsuz duygulara sahiptir ve bu uyarıcılardan kaçınır. Koşullanma olumlu tutumlar da doğura bilir. Belli bir kişinin yanında iyi vakit geçirmiş, haz duymuşsak, o kişi bize iyi duygular verecek, ona karşı tutumumuz olumlu olacaktır. Bir çocuk pembe takımlı bir sofrada zevkli yemekler yemişse pembe renge hoş duygular koşullanacaktır. (bir uyarici genellemesi örneği daha.

KAYNAK

(CLIFFORD T. MORGAN) (PSİKOLOJİYE GİRİŞ)

 

Sizin için araştırmaya devam ediyoruz.  Aklınıza takılan her soruda yardımcı olabiliriz bunun için yorum yapmanız yeterli.

YENİ AKIMA abone olmayı unutmayın.

“Klasik koşullanma” üzerine 11 yorum

  1. SeoEksper dedi ki:

    Gerçekten çok doğru tespitler. İnsan okurken bir çok şeyin farkına varıyor

  2. Ahmet dedi ki:

    Cok yararli oldu bilgilendirme icin tesekur ederiz.

  3. MEHMET ÇELİK dedi ki:

    Ne değişik konular arkadaş. klasik harici ne koşullanmalar var acaba.

    1. Fatih Yetim dedi ki:

      öğrenme türlerinde 3 tür önemli öğrenme vardır. bunlardan bir klasik koşullanma diğeri edimsel koşullanma diğeri bilişsel öğrenme bunların hepsini sizinle paylaşmaya devam edeceğiz.

  4. Ballı Soprano dedi ki:

    Blogunuz çok güzel! Duygusal, felsefik, bilgilendirici, o kadar çok kelime var ki tarif etmeye yetmez bunlar!

  5. Salih dedi ki:

    Klasik koşullanma alanında bu kadar açıklayıcı bir yazı daha önce okumadım teşekürler yeni akım.

    1. Fatih Yetim dedi ki:

      bizde güzel yorumunuz için teşekkür ederiz.

  6. Hasan BB dedi ki:

    Psikoloji alanında önemli deneyler. Pavlowun köpeklerini ilk okuduğumda hayli ilgimi çekmişti. güzel yazı teşekkürler..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir